Kalama Sutta


Kālāmalar için
Kālāma Sutta  (
Aṅguttara Nikāya 3:66)


Metnin Konusu:
Bu metin, hangi öğretilerin izlenmeye değer olduğu konusunda “kişinin kendi başına değerlendirme yaptıktan sonra başkalarına da danışarak karar vermesi gerektiği” yolunda bir görüşü savunuyor.  Gelenekler, sadece gelenek olduğu için körü körüne izlenmemelidir. Kişiye doğru olarak sunulan bilgiler (örneğin tarihsel kayıtlar ve haberler) sadece bildiren kaynak güvenilir kabul edildiği için doğru sayılmamalıdır. Kişinin kendi tercihleri sadece mantıklı göründüğü ya da duygusal olarak kişiye uygun geldiği için izlenmemelidir.
Bunun yerine herhangi bir görüş ya da inanış, uygulamaya konduğunda elde edilen sonuçlara göre sınanmalıdır. Kişinin bu sonuçları değerlendirirken anlayışını etkileyecek önyargılara veya kısıtlılıklara sahip olabileceği düşünülürse, başka gözlemci ve danışılmaya uygun kişilerin deneyimlerine de başvurulması gerekir. Kişinin inanış ve görüşlerini uygun bir yöntemle sorgulaması  ve danışabileceği uygun kişileri seçmesi, Kalama Sutta’da işlenen iki önemli tema.

Metnin Özeti:
Gotama Buddha, beraberindeki izdeşleriyle Kalama halkının yaşadığı Kesaputta şehrine gelir. Gotama hakkında onun bilgeliğine ilişkin övgü dolu sözler duyan Kalamalar, onu görüp danışmaya karar verirler.
Kalamalar, şehirlerine daha önce de bilge kişilerin geldiğini, her birinin kendi savundukları öğretileri yüceltip başkalarınınkileri yerdiğini, bu yüzden hangisine inanacakları konusunda kararsız kaldıklarını söyler.
Bunun üzerine Gotama Buda şunları söyler:
“Kālāmalar, [bir öğreti hakkında] size sunulan haber ve malumatla, efsanelerle, el yazmalarıyla, mantıksal varsayımlarla, çıkarsamalarla, kıyaslamalarla, uzun süre düşünüp taşınıp ulaşılan uzlaşmalarla, ya da ‘Bu filozof bizim hocamızdır,’ gibi düşüncelerle karara varmayın. Kendi çabanızla değerlendirme yapıp 'Bu öğretinin şu özellikleri sağlıksız, yararsız, dışarıdan gözleyenlerce eleştiriliyor, benimsenip uygulamaya konulduğunda zarara ve acı çekmeye yol açıyor,' diyebiliyorsanız, o zaman o öğretiyi terk etmelisiniz.”
Kalama Sutta’da zarara ve acı çekmeye yol açan özellikler şöyle sıralanır:
- Hırs ya da bencilce istekler, takıntı ve bağımlılıklar,
- Nefret, dışlama, ayrımcılık, tiksinme, sağlıksız korku gibi nedenlerden kaynaklanan kaçınma davranışları,
- Yanılgı içinde ya da aldatılmış olma.
Zararlı ve acı verici davranış örnekleri olarak sayılanlar arasında ise canlıları öldürmek, gasp etmek, yalan söylemek ve başkalarını da böyle davranışlara yöneltmek gibi eylemler bulunur.
Bunların karşısına ise sayılan özellik ve davranışlardan zihni özgürleştirip, her varlığı kapsayan şefkatli bir bilinçle uzun süreli sağlık ve mutluluğa yönelme konur. Böyle bir zihne ulaşan kişinin, o dönemde yaygın olan karma inanışına sahipse, eylemlerinin sonucunda öldükten sonra yeniden doğuşunun iyi bir alemde, cennete benzer bir yerde olacağını düşünerek huzur duyacağı savunulur. Bu inanışa sahip değilse de, şimdi ve burada sürdürdüğü yaşamda düşmanlıktan, kötü niyetten, belalardan ve acıdan uzak bir yaşantı içinde olacağı vurgulanır.
Bu metinde geçen, bir öğretiyi değerlendirirken öğretiyi dışarıdan gözlemleyenlerin sağlıksız özellikler görüp eleştiride bulunması ölçütü, bu kişilerin fikrine danışmaya değer olup olmaması sorusunu akla getirir. Başka bir metinde, MN 95 - Caṅkī Sutta’da danışılacak kişilerin kişisel hırs, nefret/kaçınma ve yanılgılarla ya da yanlış bilgiyle hareket etmiyor olmaları, kendilerini olduklarından başka türlü göstermemeleri, yalan söylememeleri, başkalarının zarar görmesine yol açmamaları gerektiği söylenir ve bu ölçütler Kalama Suttadaki öğretilere ilişkin değerlendirme ölçütleriyle tutarlılık gösterir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder